TEMİZLİK ALLAH’IN BİR HÜKMÜDÜR

Tüm yaşamları boyunca Kuran ahlakına göre yaşayan Müslümanların en önemli özelliklerinden biri, bulundukları toplumda herkese örnek olan temizlik anlayışlarıdır. Ancak bu temizlik anlayışı yalnızca maddi anlamda bir temizlikle sınırlı değildir. Kuran ahlakına uymayan her türlü davranıştan uzak duran müminler, maddi ve manevi her yönden temizdirler.

İman edenler, Yüce Rabbimiz'in Kuran-ı Kerim'deki emir ve tavsiyelerine uyma konusunda son derece kararlı ve titizdirler. Yüce Allah'ın beğendiği davranışları sergilemeye, övdüğü özelliklere sahip olmaya ve sakındırdığı her durumdan uzak olmaya çalışırlar. Yüce Allah'a gönülden iman eden Müslümanları diğer insanlardan ayıran en önemli fark da budur. Kuşkusuz bunun sonucunda ortaya üstün bir ahlak modeli çıkmaktadır. Çünkü insan güzel ve değerli olan tüm vasıflara ancak Allah'ın bildirdiği din ahlakına uyduğunda sahip olabilir. Sonsuz kudret sahibi Yüce Allah, Kuran'da doğruluğu, adaleti, sabrı, fedakarlığı, vefayı, sadakati, kararlılığı, itaati, alçakgönüllülüğü, hoşgörüyü, şefkati, merhameti, öfkeyi yenmeyi ve daha birçok üstün ahlak özelliğini emretmektedir. Bunlar, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışan müminleri diğer insanlardan üstün kılan önemli ahlak özellikleridir. Rabbimiz'in hoşnut olacağını bildirdiği bu önemli özelliklerden biri de "temizlik"tir.


Temizlik, "…Şüphesiz Allah, tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever." (Bakara Suresi, 222) ayetinde de bildirildiği gibi Yüce Rabbimiz'in beğendiği ve müminlerin yaratılışlarına en uygun olan tutumdur. Allah'ın üstün gördüğü bir davranış olan temizlik, müminlere bir yandan da çok büyük bir zevk ve rahatlık verir. Yaşamlarının her anında Allah'ın emirlerini uygulama konusundaki kararlılık ve gayretleri hissedilen samimi iman sahipleri, temizlik konusunda da aynı hassasiyeti gösterirler.

Temizlik, Allah’ın bir hükmüdür ve müminlerin ruhlarına ve yaratılışlarına en uygun olan tutumdur. Bu nedenle bir ibadet olarak, şevkle uyguladıkları temizlik, müminlere bir yandan da çok büyük bir zevk ve rahatlık verir.

İslam ahlakında temizlik anlayışı, din ahlakından uzak yaşayan bir toplumun bu konudaki kavrayışından ve uygulamalarından da oldukça farklıdır. Temizlik öncelikle ruhta yaşanır. Kuran ahlakına uygun olmayan tüm davranışlardan, tüm mantık örgülerinden ve yaşam tarzından tam anlamıyla uzaklaşıp arınmak, kişiye manevi bir temizlik sağlar.

Allah Kuran'da insanın ruhen temiz olmasından da bahseder. Nefsindeki kötülüklerden uzak duran, nefsini arındırıp temizleyen insanların kurtuluş bulacağına dikkat çeker:

Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. (Şems Suresi, 8-9)

İnsanın manevi yönden temiz olması, ayette bildirildiği gibi nefsinin emrettiği kötülüklerden tamamen uzak durmasıyla mümkün olur. Manevi yönden temiz olan kişi, samimi bir imana, huzurlu bir ruh haline sahiptir. Yaptığı her işgibi, her düşüncesi de hayırlıdır. Karşısına çıkan her olayda Allah'tan razı olmuş bir tavır gösterir. İçi de dışı ile birdir. Ayrıca   Allah'tan gelen herşeyin kendisi için mutlaka hayırlı olduğunu bilir. Böyle insanlar nefislerindeki pisliklerden arınan insanlardır ve Allah Kuran'da bu insanların güzel bir sonla karşılaşacaklarını haber vermiştir:

... Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek-korkmakta' olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip-arınırsa, artık o, kendi nefsi için temizlenip-arınmıştır. Sonunda dönüş Allah'adır. (Fatır Suresi, 18)
Doğrusu, temizlenip arınan felah bulmuştur; (A'la Suresi, 14)


Manevi temizliğe sahip olan bir insan, aklından ve vicdanından her türlü kötülüğü uzaklaştırmıştır. Kuran ahlakından habersiz kimselerin son derece normal karşılayarak yaşadıkları kin, kıskançlık, zalimlik, bencillik gibi birtakım çirkin özellikleri ruhunda asla yaşamaz. Yüksek bir ahlaka sahiptir. Bu nedenle müminler sadece dış görünümlerine değil, içlerinde yani ruhlarında yaşadıkları temizliğe de önem verirler.

Allah’ın insanlara nimet olarak verdiği aydınlık, ferah ve estetik olarak döşenmiş, temiz ortamlar, bir insanın dengeli ve huzurlu ruhsal yapısını yansıtır ve karşı tarafı da olumlu yönde etkiler. Karanlık, kasvetli, uyumsuz ve dağınık bir ortam ise farkında olsa da olmasa da her insanın ruhuna sıkıntı verir.

Allah’ın, insan ruhunun hoşuna gidecek şekilde sunduğu tüm güzelliklere karşılık bir kişinin yerine getireceği tek sorumluluk, O’na gereği gibi şükredebilmek ve Allah’ın istediği gibi bir yaşam sürmektir. Ahiret günü iman sahiplerinin alacağı güzel sonuç ile inkar edenlerin karşılaşacağı ebedi azap bir ayette şöyle bildirilmiştir:

“Takva sahiplerine vaat edilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir.” (Rad Suresi, 35)