TEMİZLİK ANLAYIŞINDAKİ KURAN AHLAKINA TERS MANTIKLAR

Din ahlakından uzak, vicdanı yerine nefsine göre hareket eden, Kuran ahlakının kazandırdığı gerçek akıldan ve ince düşünceden yoksun bir kimsenin maddi ve manevi temizlikten gerçek anlamda zevk alması beklenemez. Böyle bir insan genellikle temiz olanı kirli olandan ayırt edebilecek bir şuura, pislikten rahatsızlık duyacak bir bilince sahip olamayacağı gibi, Kuran ahlakına uygun olarak yaşayan insanların temizlik konusundaki hassasiyetlerini de anlamayabilir. Ayrıca bu yaşayışı benimsemiş insanlar temizlikle ilgili olarak Kuran ahlakına uygun olmayan şu yanlış mantıklara da sahip olabilirler:

Vurdumduymazlık:

Cahiliye toplumlarında sıkça rastlanan tavırlardan biri 'birşey olmaz' mantığıdır. Bu çarpık mantığa sahip olan kişi, doğru davranışı bildiği halde bile bile yanlış olanı yapmaktadır. Örneğin marketten aldığı elmayı yıkamaya gerek duymadan yalnızca peçeteyle silerek yediğinde, bunun kendisine hiçbir zararı olmayacağını iddia edebilmektedir. Oysa her insan Allah'ın kendisine bahşetmiş olduğu en büyük nimetlerden biri olan bedenini bir emanet gibi korumak ve gerekli özeni göstermekle mükelleftir. Temizlik ve hijyen konusunun insan sağlığını birebir etkilediği unutulmamalıdır. İnsanın bu sorumluluğunu göz ardı edip, vurdumduymaz bir tavır içine girmesi Yüce Allah'ın beğenmeyeceği bir davranış olacaktır. Ayrıca bu tip insanlar genellikle çevrelerine karşı da son derece duyarsız olurlar. Bulundukları ortamlardaki pisliklerden, dağınıklıktan rahatsız olmaz, temizlemek için herhangi bir girişimde bulunmaz, umursuz bir tavır takınırlar.



Üşengeçlik:

Bir başka zararlı düşünce ise 'üşenme' mantığıdır. Kuran ahlakında yeri olmayan üşengeçlik mantığında, aslında doğru davranış bilinmekte, vicdanen de kabul edilmektedir, ancak uygulamada irade ve devamlılık gösterilmez. Örneğin yemek yemeye başlamadan önce ellerin yıkanması gerektiğini herkes bilir. Çünkü elimiz en çok kullandığımız hayati organlarımızdan biridir ve çoğu zaman temiz olmayan yerlere ve nesnelere dokunmak durumunda kalırız. Eğer bir kişi bu bilgilere rağmen yemek yemeye veya yemek hazırlamaya ellerini yıkamadan başlıyorsa, bunun altında yatan sebeplerden biri üşengeçliktir. Bu kişiye neden böyle bir davranış sergilediği sorulacak olsa, belki de daha 10 dakika önce ellerini yıkadığını söyleyecektir. Peki acaba geçen 10 dakika boyunca dokunduğu herşey temiz midir? Kuşkusuz ki burada esas olan ince düşünce ve vicdanının insana ne söylediğidir. Ellerimizi yıkamadan hazırlayacağımız bir meyve tabağından sevdikleriniz, arkadaşlarınız meyve yiyeceklerse onlar için bu ince düşünceyi göstermemiz gereklidir. Onlar, bu yiyecekleri hazırlayan kişilere güvendikleri için ikram edilen yiyecekleri yemektedirler. Peygamberimiz (sav) de Müslümanların bu konuda özen göstermeleri gerektiğini bir hadis-i şerifinde şu şekilde bildirmektedir:

Enes İbnu Malik (ra) anlatıyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, evinin hayır ve bereketini Allah Teala Hazretlerinin artırmasını diliyorsa, yemeğe otururken ve yemekten kalkarken ellerini yıkasın."

Bu örnek bize göstermektedir ki, üşengeçlik Kuran ahlakına uygun olmayan bir tutumdur.

İnsan, bu ruh halinden rahatlıkla kurtulabilir. Her Müslüman, Kuran ahlakına uygun olan davranışı göstermek konusunda vicdanını dinlemeli ve vicdanının göstereceği doğru yolu üşenmeden, kararlılıkla ve iradeyle takip etmelidir.

Yeterli Görme Mantığı:


Bu yanlış düşünceye dair çok çeşitli örnekler vardır. Birinci maddedeki örneğin bir benzerini ele alacak olursak, marketten alınmış olan üzümleri iyice yıkamadan yalnızca suyun altından usulen geçirip yemek ve diğer insanlara da bu şekilde ikram etmek yeterli görme mantığına sahip bir kimsenin yapabileceği bir harekettir. Bu yanlış düşünce içindeki insan kendi bedeninin temizlik ve bakımına, evinin, yiyeceklerinin ve kıyafetlerinin temizliğine ilişkin ölçüleri kendi aklına göre belirlemektedir. Başka bir deyişle, kolayına gelecek biçimde, asgari seviyede bir temizlik anlayışını yeterli bulmaktadır. Hijyenle ilgili detayları kendince gereksiz iş olarak görmekte, temizliği baştan savma olarak nitelendirilen bir tarz içinde gerçekleştirmektedir.

Allah rızasına uygun olan davranış ise bu konuda titizlik gösterilecek her yeni detayın, Allah'a yakınlaşmada ve O'nun rızasını kazanmada bir vesile olabileceğini umut ederek hareket etmektir.

Başkaları için Yapma Mantığı:

Bazı insanlar genellikle –yanlış bir tutum olarak- sadece toplum içinde önemli gördükleri kişilerin karşısında bakımlı olmayı, yalnızca kendilerini beğendirmeleri gerektiğine inandıkları ortamlarda temizliğe özen göstermeyi tercih ederler. Oysa mümin, Kuran ahlakının gereği olarak başkaları için değil, Allah'ın beğendiği bir tavır olduğu ve kendisinin de doğal olarak en rahat ettiği tutum bu olduğu için temizliği uygulamaktadır. Kuran ahlakının yaşanmadığı bir toplumda bulunan insanların bir bölümü de sadece bir davete veya toplantıya katılacakları zaman görünümlerine ve fiziksel bakımlarına titizlik gösterebilmektedirler. Ancak yalnız olduklarında aynı hassasiyet geçerli olmayabilir. Böyle bir durum, yapılan temizliğin insanlar için olduğu izlenimini uyandırır. Oysa Allah'ın rızasını kazanmak isteyen bir insan için karşılaştığı her durum aynı değeri taşımaktadır. Yaptığı her temizlikte bunu bir ibadet şuuruyla uygular.


Bu yanlış mantığın kendini açıkça gösterdiği bir başka konu ise ev temizliğidir. Gelecek misafirler için evini temizlemeye niyetlenen bir kimse yalnızca misafirlerin göreceği veya kullanacağı mekanları temizlemeyi tercih ediyor olabilir. Kimi evlerde yalnızca misafirlere özgü bir odanın veya koltukların bulunması bunun açık bir örneğidir. Bu oda hemen hemen hiç kullanılmaz, misafir gelmeden önce son bir temizlik yapılır ve kullanıma açılır. Oysa evin her tarafı her zaman ve her durumda temiz tutulmalıdır. Çünkü kişinin kendisi de bu ortamda yaşamakta, yemek yemekte ve uyumaktadır. Allah'ın rızasına uygun olan davranış biçimi bu hassasiyeti her zaman ve her durumda göstermeyi gerektirmektedir.

Yukarıda maddeler halinde detaylarıyla incelediğimiz bu yanlış mantıkların yanı sıra bazı kimselerde bilgisizlik kaynaklanabilen uygulamalar da mevcuttur. İmani derinliğin insanlara kazandırdığı şuur olmadığında, kişiler bilgisine sahip olmadıkları yeni durumlarda ince düşünce gösteremez, akıl kullanamazlar.

Örneğin bazı kişiler marketten aldıkları ekmeği çok fazla mikrop taşıdığı bilinen gazete kağıdına sararak taşıyabilmekte veya para sayarken elini ağzına götürebilmektedir. Bu durum neyin kirli neyin temiz olduğunu ayırt edememekle ilgilidir. İman edenlerin detaylarda gösterdikleri akılcılık ve ince düşüncenin en güzel örneklerinden biri sevgili Peygamberimiz (sav)'in bir hadisinde şu şekilde bildirilmiştir:

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz su içerken kabın içine solumasın. Tekrar yudumlamak isteyince kabı ağzından uzaklaştırıp (nefes alsın) sonra dilerse yeniden içsin."